BU TOPRAKLARIN EN ESKİLERİNDEN BİRİ
İSA BEY CAMİİ
Bu toprakların en eski camilerinden biri... Yıl 1375... Yani daha ne İstanbul fethedilmiş, ne de Osmanlı Söğüt'ün ve Bursa'nın ötesine geçebilmiş...
Anadolu denince akla "Beylikler" geliyor; Aydınoğulları/ Aydınoğlu Beyliği onlardan biri. Güneybatı Anadolu'da, özellikle adını verdiği Aydın çevresinde kurulmuş ve 1400'lerin ilk çeyreğine kadar da etkin olmuşlardır.
İzmir ili Selçuk ilçesinde 700 yıllık camii işte o beyliğin beylerinden birinin adını taşıyor: İsa Bey...
Anadolu Selçuklularından Aydınoğlu Beyliği’nin bir dönem merkezi olarak kullanılan Selçuk’ta (Ayasuluğ) İsa Bey tarafından Mimar Ali bin Müşeymeş (Dımışki)’e inşa ettirilmiştir. 13 Mart 1375 tarihinde ibadete açılmıştır.
Her ne kadar, çevredeki antik yapılardan getirilmiş sütunlar ve mermer bloklar kullanılsa da, Anadolu da iki minareli, revaklı ve şadırvanlı avlulu camilerin ilk örneklerindendir. Abidevi mimarisi, iç ve dış süsleme özellikleri ile dikkat çekmektedir. 56,5 x 52m boyutlarında olan caminin kapalı kısmı 52 x 20,5 m’dir. Özellikle batı cephesindeki pencereler ve taç kapı üzerinde renkli ve zengin taş süsleme, kama taşı ve düğümlü geçme örnekleri, mermere işlenmiş ayet ve hadis metinleri eşsiz güzelliktedir. Aynı güzellikleri, iç mekandaki muhteşem mermer sütunlarda, sütun başlıklarında Kubbelerdeki kısmen kalabilmiş turkuvaz çinilerde, görmek mümkündür.
Yapının en dikkat çeken yanı ise kapılarıdır. Biri batıya diğeri de doğuya bakan iki kapısı mevcuttur. Aydınoğlu İsa Bey’in vakfiyesi günümüze gelemediğinden bu cami ile ilgili bilgiler eski gezginlerin yazdıklarından öğrenilmektedir. Evliya Çelebi bu yapıdan söz ederken kitabesini de kaydetmiştir.
Batı kapısının üzerindeki Kitabede:
“Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla bu mübarek caminin inşa edilmesini büyük sultan, Millet fertlerinin maliki, İslam’ın ve Müslümanların sultanı, Devletin, dinin ve dünyanın medarı iftiharı Aydınoğlu Mehmet oğlu İsa emretti. Tanrı mülkünü ebedi kılsın. Ali İbni Dımışki yaptı ve bunu Şevval ayının 9'unda ve 776 (1375) senesinde yazdı”.
Kitabenin sadece batıya açılan kapı üzerinde olması akla "İsa Bey denizin ötesine gövde gösterisi mi yapmak istedi?" sorusunu akla getirmekle birlikte Caminin kuzeyinde bulunan Snt. Jan Katedrali ile güneybatısında bulunan paganist kültüre ait Artemis tapınağının arasında bir yere yaptırılması son derece anlamlıdır. Konumundan anlaşılacağı gibi Aydınoğlu İsa Bey yaptırdığı camii ile o topraklarda Pagan dönemi ve Hıristiyan hakimiyetinin sona erdiğine işaret etmek istemiştir.
Camii Aydınoğlu Beyliğinin güç simgesi gibi yükselmiş ancak İsa Bey'in Osmanlı'ya katılmasıyla önemini kaybetmiştir, bir süre sonrada kendi haline bırakılmıştır. Dahası 19. yüzyılda cami özelliğinden bile uzaklaşarak kervansaray olarak kullanılmıştır.
İsa Bey Camii'ni hayata döndüren ise ilginçtir ki bir batılı; Avusturya Arkeoloji Enstitüsü'nün kazısına başkanlık yapan G. Niemann olmuştur. 1895 yılında Efes'teki kazı sırasında fark ettiği camiyi küçük çapta da olsa restorasyondan geçirmiştir. Asıl restorasyon ise Cumhuriyet döneminde, 1934 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'nın öncülüğünde gerçekleştirilmiştir.
Bu mütevazı görünüşlü camii, sanki Anadolu tarihinin sessiz tanığı gibi; çok şey görmüş, çok şey atlatmış, çağları aşıp bugüne ulaşmayı başarmıştır. Tıpkı İsa Bey'in ve mimarı Şamlı Ali'nin dualarında diledikleri gibi!