PAMUKTAN BİR KALE
Pamukkale'yi hala görmediyseniz, bu kış bir hafta sonunuzu ayırabilirsiniz. Nasıl olsa, Pamukkale ve çevresindeki termal kaplıcaların suyu hep sıcak, orada her mevsim yaz!..
Denizli ilinin Ege Bölgesi'nde kalan kesiminde ve il merkezinin kuzeyinde yer alır Pamukkale. Hem doğal güzellikleri, hem de tarihsel kalıntılarıyla ülkemizin dünya çapında ün yapmış yörelerinden biridir. Bu yöreye, pamuk yığınlarını andıran traverten ya da pamuktaşı taraçalarının bembeyaz görünümü nedeniyle Pamukkale denmiştir. Pamukkale'nin beyazlığının kaynağı bu düzlükte yer alan kırık (fay) çizgileri boyunca çıkan sıcak maden sularının yeryüzünde değişime uğramasıdır.
Sıcaklığı yaklaşık 35°C olan ve kireçtaşı içeren bu madensuları yeryüzüne çıktıktan sonra, bileşimindeki karbon dioksit gazının uçması ve kirecin bir bölümünün de çökelmesi sonucunda travertenler oluşur. Bu oluşumun çok uzun yıllardan beri sürmesi nedeniyle ortaya çıkan ve üst üste yığılmış pamuklar gibi görülen travertenler çok geniş bir alanı kaplar.
Pamukkale, Küçük Çökelez Dağı'nın Çürüksu vadisine doğru alçalan yamaçlarında, deniz düzeyinden yaklaşık 400 metre yükseklikte, 900.000 m2'lik bir yaylaya yayılmıştır.
Havuz biçiminde çanaklar ve birçok taraça arasında saçaklar oluşturan bu eşsiz görünümlü oluşumun varlığı, sıcak madensuyu akımının azalmadan sürmesine bağlıdır. Ama son yıllarda çevrede kurulan turistik otellerin buradaki kaynaklardan çıkan madensularından bir bölümünü kanallar aracılığıyla havuzlarına aktarmaları sonucu maden suyuyla yeterince beslenemeyen Pamukkale travertenlerinde sararma ve kararmalar başlamıştır.

Gelelim Pamukkale efsanesine!
Efsaneye göre Oduncu güzelinin öyküsünü yüzlerce yıldır insanlar anlatırmış. Biz de geleneği bozmayalım. Çok eskiden Çökelez Dağı eteklerinde yaşayan, fakir oduncu bir aile varmış. Bu ailenin kızı, o kadar çirkinmiş ki erkek çocuk anneleri onu görünce yollarını değiştirirmiş. Fakirliği, genç kızın umurunda bile değilmiş ama çirkinliği canına tak etmiş ve Çökelez Dağı’nın eteklerinden kendini boşluğa bırakmış. Su ve tortu dolu havuza hızla düşmüş. Burada uzun süre suların içinde baygın kalmış. O esnada bu su o çirkin kızı güzelliğe boğmuş. Oradan geçmekte olan Denizli Beyi’nin oğlu, kanlar içindeki güzel kızı görmüş ve oduncu kızı atına alıp evine götürmüş. Kız iyileşmiş ve evlenmişler. O günden sonra bayanlar güzelleşmek için bu ılıcaları ziyaret etmeye başlamış…
Efsane bir yana, Pamukkale'de çıkan sıcak maden sularının tedavi edici birçok özelliği vardır. Suların kalp ve damar hastalıklarına, romatizmaya, tansiyon yüksekliğine, ılık içildiğinde spazmlı midelere, ayrıca böbrek kum ve taşlarında, idrar yolu iltihaplarında da etkili olduğu bilinmektedir.
Ancak Pamukkale’nin tek özelliği bu değildir. Çünkü bölgenin “İnanç Turizmi” haritasında da önemli bir yeri vardır. Bergama Kralı II. Eumenes M.Ö. 197 yılında Pamukkale ile iç içe denebilecek yakınlıkta bir kent kurmuştur. Kente Amazonlar Kraliçesi Hiera’nın adı verilmiştir. “Hierapolis” denmiştir. Ama kent tarih kitaplarına bambaşka bir nedenle daha girmiştir. Kuruluşundan yaklaşık iki yüzyıl kadar sonra Hz. İsa’nın havarilerinden St. Philip burada öldürülmüştür. Hıristiyanlığın yerleşmesiyle burada St. Philip adına bir anıt mezar yaptırılması Hierapolis’i Hıristiyan dünyası için inanç yolculuğundaki duraklardan birine dönüştürmüştür.

Roma döneminde İS 1. yüzyılda ise kent yeniden yapılmıştır. Kentten günümüze ulaşan başlıca yapı kalıntıları sütunlu iki cadde, hamam, tiyatro, bazilika ile tümülüs, lahit ve ev tipi mezarlardan oluşan nekropoldür. 1334'te oluşan şiddetli bir depremle yıkıldığında terk edilen Hierapolis kentinde yapılan kazı ve araştırmalarda elde edilen buluntular, müze haline getirilen hamamda sergilenmektedir.
Pamukkale travertenlerini oluşturan madensuları, Hierapolis kenti kalıntıları çevresinde yeryüzüne çıkar. Kent kalıntıları arasında yer alan hamam, bu şifalı sulardan Roma döneminden beri yararlanıldığını göstermektedir.
NİTEKİM HEM BU DOĞAL HEM DE ÇEVRESİNDEKİ TARİHİ ZENGİNLİĞİ İLE PAMUKKALE UNESCO'NUN "DÜNYA KÜLTÜR MİRASI" LİSTESİNDEDİR!